Jeotermal Sondajlarda Pratik Uygulama Teknikleri
ÖZET
Bütün sondajlarda olduÄŸu gibi jeotermal sondajlarda da ana prensipler petrol ve gaz sondajlarında uygulanan prensiplerle temelde aynıdır. Ancak jeotermal alanlar volkanik ve/veya tektonik sahalarda bulunduÄŸundan jeotermal formasyonlar gerek yüksek alterasyon ve kırılmalar gerekse volkanik yığılmalar gibi sebeplerle petrol ve gaz sahalarından oldukça farklıdırlar. Yersel ısı gradyanı genelde oldukça yüksektir. Bu formasyonlar yüksek sıcaklığa ve içerdikleri yoÄŸuÅŸmayan gaz miktarına baÄŸlı olarak bazen pozitif, fakat genellikle de negatif hidrostatik basınç gradyanına ve yüksek korozyon ortamına sahiptirler. Ayrıca üretim kriterleri de petrol üretiminden tamamen farklıdır. Bu sebeplerle jeotermal sondajlarda uygulanan bazı farklı pratik sondaj uygulamaları, muhafaza borusu dizaynı, çimentolama ve kuyubaşı sistemleri geliÅŸtirilmiÅŸtir. Bu çalışmada kısaca bu ana farklılıklardan bahsedilmeye çalışılmaktadır.
1. GiriÅŸ
BilindiÄŸi gibi bugün yaygın olarak kullanılan döner masalı sondaj teknikleri 140 yıl gibi bir süre içinde, petrol sahaları esas alınarak geliÅŸtirilmiÅŸtir. Jeotermal sondajların ise 40 yıl civarında bir tarihi vardır ve bütün prensipleri petrol için geliÅŸtirilen sondaj tekniÄŸinin bir devamı ÅŸeklindedir. Bu sebeple jeotermal kuyu sondajlarının da temelleri ve prensipleri petrol ve gaz sondajları ile aynıdır, ancak aÅŸağıda da belirtildiÄŸi gibi herÅŸey aynı deÄŸildir ve bu geçen zaman içersinde edinilen tecrübelerle jeotermal sondajlar için bazı farklı uygulamalar geliÅŸtirilmiÅŸtir. Petrol ve gaz sahaları hemen hemen tümüyle sedimanter alanlarda bulunurlar ve sondaj esnasında delinen formasyonlar sıkışmış (compact) olup genelde pozitif hidrostatik basınç gradyanına sahiptirler. Bu sayede sirkülasyon sıvısı ve çimento kayıpları problemleri minimum seviyededir. Aynı zamanda yersel ısı gradyanı normal seviyededir, ayrıca gaz ve diÄŸer kimyasal maddelerin korozif etkilerinin jeotermalde olduÄŸu gibi ısı ile artması problemi yoktur. Jeotermal sahalar ise volkanik ve/veya tektonik alanlarda bulunurlar. Delinmesi gereken formasyonlar yüksek sıcaklık nedeniyle her derinlikte ve her dereceden alterasyona uÄŸramışlardır. Tektonik hareketler nedeniyle her dereceden ve oldukça düzensiz kırılmalara ve çatlak sistemlerine sahiptirler. Volkanik sahaların yüzey kesimlerinde genellikle araları yumuÅŸak madde dolgulu sert volkanik kaya bloklarından oluÅŸan gevÅŸek yüzey tabakaları mevcuttur. Netice olarak jeotermal formasyonlar çok deÄŸiÅŸik sertliklere sahip, aşırı çatlaklı, kırılgan, yerine göre hareketli, kolay çöken, sondaj sıvısı ile temasta kolay deforme olabilen litolojiler olup sondajı daha zor, daha özel planlama ve daha fazla dikkat isterler. Öyle ki aynı jeotermal saha içerisinde bulunan yanyana kuyularda bile oldukça farklı litolojiler gözlemek mümkündür. Kosta Rika’da Miravalles Jeotermal Sahası’nda güçleri 12-16 MWe olan 5 kuyunun tam ortasında bulunan ve bu kuyulara 280-
bulunmuÅŸtur. Türkiye’deki jeotermal sahalar genelde tektonik alanlarda yayılmış olup fazla çatlaklı (yüksek ikincil geçirgenlikli) ancak içerdikleri yüksek miktardaki yoÄŸunlaÅŸmayan gazlar nedeniyle pozitif hidrostatik gradyana sahiptirler. Bu durum hem sondaj esnasında delinen üst
seviyelerde hem de üretim seviyelerinde kendiliÄŸinden geliÅŸe yani artezyene (blow-out) meyillidir ve ağır çamur kullanılarak kontrol edilirler. Halbuki dünyanın diÄŸer bölgelerindeki jeotermal sahalar genellikle volkanik alanlardadır ve negatif basınç gradyanına sahip olup hem daha çok sirkülasyon kaybı ve çimentolama problemleri vardır hem de üretim ancak ikincil yöntemlerle baÅŸlatılabilmektedir.
2. Sondaj Uygulamaları
Günümüzde açılan yeraltı suyu gözlem kuyularının çoÄŸunun amacı, düzenli depolama veya katı atık depolama faaliyetleri, yeraltı depolama tankları, madenler ve yeraltı suyu kirliliÄŸi bilinen veya kuÅŸku duyulan bölgeler gibi yerlerdeki yeraltı suyu kalitesini tanımlamaktadır.(C.W. Fetter- Uygulamalı Hidrojeoloji)
Yüzey Seviyeleri:
Yukarıda sözü edilen sebeplerden dolayı jeotermal sondajlarda çok hızlı delmekten ziyade emniyetli delmek birincil önemdedir. Sondajın genellikle 50-
B. Orta Seviyeler:
Daha derinlerde ve rezervuara kadar olan orta kısımlarda üç ana probleme dikkat edilmelidir. Bunlardan ilki, çatlaklar ve negatif basınç gradyanı dolayısıyla oluÅŸan sirkülasyon kaçaklarıdır. Sirkülasyon kaçağı olmayan jeotermal sondaj hemen hemen yoktur. Bunun için desander, desilter ve benzeri çamur temizleyiciler iyi kullanılmalı ve çamur ağırlığı mümkün olan minimumda tutulmalıdır (1.04-1.06 gr/cc). Buna raÄŸmen gözlenen kaçaklar bazen sirkülasyon kaybı önleyici maddeler kullanılarak önlenebilir ancak bu durumda bu seviyeler daha sonra muhafaza borusu çimentolaması sırasında daha büyük sorunlar yaratabilirler. Bu yüzden bütün kaçak seviyelerinin çimento tapaları ile tamir edilmesi artık bir kural haline gelmiÅŸtir. Böylece hem sondaj için hem muhafaza borusu çimentolaması için daha saÄŸlam bir kuyu duvarı oluÅŸturulmakta hem de çatlaklar kapatılarak daha sonra muhafaza borusu etrafında korozif sıvıların dolaşım imkanı azaltılmaktadır. Ancak çimento tapası uygulamanın da özellikleri vardır. Bazen çatlak çok büyüktür ve tapanın birkaç kez tekrarlanması, hatta çimentoya kaçak önleyici maddeler eklenmesi gerekir. Bazen de çatlaklar çok incedir ve çamur kaçtığı halde daha viskoz olan çimento çatlaÄŸa girmeyip sondajla tekrar delinmekte ve görevini yapamamaktadır. Böyle durumlarda çimentoya uygun miktarda inceltici eklenmesi gerekir. Bu sebeplerle Kosta Rika Miravalles sahasında PGM-17 kuyusunda
buna raÄŸmen serbest su teması saÄŸlanmış ve killi seviyeler deformasyona baÅŸlamış ise çökmeler, kuyu deliÄŸinin tamamen kapanması, takım sıkışmaları ve hatta kuyunun tamamen elden çıkarılması gibi sorunlar doÄŸabilir. Bu durumda vakit geçirilmeden çamura yeterli miktarda kireç gibi Ca içeren maddeler eklenerek kuyu duvarına yakın Na killerinin Ca killerine dönüÅŸümü saÄŸlanmalıdır. Vaktinde yapılan bu iÅŸlem bir çok kil problemini çözmektedir. Üçüncü konu ise kuyu eÄŸimindeki deÄŸiÅŸmelerdir. Kuyu eÄŸimi genelde her
Rezervuar Seviyeleri:
Rezervuar seviyelerinde de hemen hemen bütün sondaj kriterleri ve parametreleri yukarda bahsedilen esaslar dahilindedir. Ancak sondajın esas gayesi, yani kuyunun üretim kapasitesi ile bu seviyenin delinme ÅŸekli arasında hassas bir iliÅŸki bulunmaktadır. Jeotermal rezervuarlarda üretim ikincil geçirgenlik sayesinde yani çatlak sistemlerinden yapılmaktadır. Bu seviyelerin, çatlaklar ve negatif basınç nedeniyle daima sirkülasyon kaçağı altında delinmeleri gerekir ve kaçak ne kadar büyükse kuyu kapasitesi de o kadar büyüktür. EÄŸer sondaj esnasında delinen formasyon kırıntıları yeterince temizlenemez ve çatlaklara girerse çatlakları kapatır ve o oranda da üretim kapasitesini azaltırlar. Halbuki kaçak halinde bu kırıntıların yüzeye getirilmesi yani temizlenmesi mümkün deÄŸildir. Aynı zamanda eÄŸer bentonit çamuru kullanılırsa yüksek sıcaklık ihtiva eden çatlaklara giren bu bentonit piÅŸmekte ve çatlakları daha da kapatmaktadır. Jeotermal sondajların baÅŸlangıç devrelerinde bu sorun çok olmuÅŸtur. Sonraları, piÅŸen bentonitin etkisini ortadan kaldırmak ve ısınan suyun hidrostatik basıncının azalmasından faydalanarak sirkülasyon dönüÅŸünü saÄŸlamak ve kırıntıları temizlemek gayesiyle bu rezervuar seviyeleri yalnızca temiz su ile delinmeye baÄŸlanmış ve bir hayli iyileÅŸtirme saÄŸlanmıştır. Ancak teknolojinin geliÅŸmesi ve havalı sondaj uygulamalarının yaygınlaÅŸması ile artık bu seviyeler hava+su ve/veya hava+çamur karışımlarının deÄŸiÅŸik oranlarda kullanılması ile delinmeye baÅŸlanmıştır. Bu sayede karışım akışkanın yoÄŸunluÄŸu, dolayısı ile hidrostatik basınç azaltılmakta ve yüzeye devamlı sirkülasyon dönüÅŸü saÄŸlanmaktadır. Hatta bu havalı karışımlara deterjan tipi maddeler eklenip köpük yaratılarak yoÄŸunluÄŸun daha da azaltılması saÄŸlanabilmektedir. Sadece hava kullanılarak “mist” sıvısı ile delmek te mümkündür ancak bu durumda yüksek ısı nedeniyle genellikle kuyu üretime geçmekte ve kontrolu zorlaÅŸmaktadır. Su veya çamurun hem ağırlık kontrolu hem de soÄŸutma etkisi bu açıdan önemlidir. Bu sirkülasyon dönüÅŸü sayesinde hem kırıntıların ve piÅŸen killerin rezervuar çatlaklarına girip kapatma etkileri önlenmekte hem de rezervuara giren diÄŸer sıvıların soÄŸutucu etkileri azaltılmaktadır. Kosta Rika Miravalles Jeotermal sahasında rezervuar seviyeleri havalı su ile delinen kuyuların daha önce aynı sahada çamur ve su ile delinen aynı üretim çapına sahip kuyulardan %35-40 daha fazla üretim kapasitesine sahip oldukları tespit edilmiÅŸtir. Netice olarak, rezervuar çatlaklarına formasyon kırıntılarının, piÅŸip katılaÅŸan kil ve diÄŸer katı maddelerin giriÅŸlerini önlemek için bu seviyelerin hava karışımları ile delinmesi artık kaçınılmaz bir prensip olarak kabul edilmektedir.
3. Muhafaza Borusu Tasarımı
Petrol ve gaz sondajlarında muhafaza borusu tasarımı yapılırken esas alınan faktörler muhafaza borularının çökme mukavemeti (collapse), patlama mukavemeti (burst), çekme mukavemeti (tension) ve sıkışma mukavemeti (compression) dir. Bu mukavemetlere gereksinim duyuran tabii kuvvetler derinlikle deÄŸiÅŸmekte ve ihtiyaç duyulan malzeme de API Standardlarına göre üretilen muhafaza borusu tipleri arasından seçilmektedir. Petrol sondajlarındaki mukavemet seçiminde kullanılan bütün bu esaslar jeotermal sondaj kuyuları için de geçerlidir ancak jeotermal kuyuların muhafaza borusu dizaynları yapılırken dikkate alınması gereken önemli ek faktörler vardır. Bunların baÅŸlıcaları üretim çapı ile sıcaklık ve korozyonun etkileridir.
Üretim Çapı: Petrol kuyularında üretim tubingler içersinden yapılır ve muhafaza borusu çapı ile üretim kapasitesi arasında doÄŸrudan bir ilgi yoktur. Dolayısıyla üretim muhafaza boruları seçilirken standart tubinglerin inebileceÄŸi iç çaplara bakılır. Halbuki jeotermal kuyularda üretim doÄŸrudan muhafaza borusu içinden yapıldığından bu borunun iç çapı ile üretim arasında sıkı baÄŸlantı vardır. Borudan üretilebilecek akışkan miktarı borunun iç kesit alanı ile doÄŸru orantılı olduÄŸundan yüksek üretim kapasiteli sahalarda küçük boru çapı kullanmak saha kapasitesinin iyi kullanılmaması demektir. Belli bir rezervuar basıncında rezervuar sıcaklığına, akışkanın tek veya çift fazlı oluÅŸuna ve içerdiÄŸi gaz miktarına da baÄŸlı olarak boru çapı küçüldükçe boru içi akış hızı yükselmekte ve sürtünme basınç kayıpları da artmaktadır. Bu ise jeotermal kuyularda zaten düÅŸük olan kuyubaşı basınçlarını daha da düÅŸürmektedir. GeniÅŸ çaplı üretim borusunun bir diÄŸer avantajı da jeotermal sahalarda yaygın olan iç kabuklaÅŸmaya daha toleranslı oluÅŸudur. Netice olarak geniÅŸ çaplı üretim boruları tercih edilir ancak ekonomik açıdan bakıldığında sahanın kapasitesi bilinmeden böyle bir tercih yapılması uygun deÄŸildir. Yeni bir sahada yaygın olan muhafaza borusu dizaynı
Sıcaklık: Jeotermal kuyuları petrol ve gaz kuyularından ayıran ana unsurlardan biri de yüksek sıcaklıktır. Muhafaza borusu tiplerinin API Standardlarına göre verilen çökme, patlama, çekme ve sıkışma mukavemeti deÄŸerleri normal sıcaklıklardaki deÄŸerlerdir. Jeotermal kuyulardaki yüksek sıcaklık bütün bu mukavemetleri olumsuz yönde etkiler. Sıcaklığın muhafaza borusu çelikleri üzerine etkilerini incelemek baÅŸlı başına detaylı bir konudur. Ekte sunulan Åžekil 1-5 sıcaklık etkilerine örnekler vermektedir. Åžekil 1 K-55 ve L-80 tipi muhafaza borularının çekme mukavemetlerinin sıcaklıkla düÅŸüÅŸünü ve düÅŸüÅŸ yüzdesini göstermektedir. Åžekilde görüldüÄŸü gibi sıcaklığın etkisi
gövdesinden daha mukavemetli olan Buttress diÅŸli manÅŸonlar ve manÅŸonlu veya manÅŸonsuz Hydrill tipi diÅŸli baÄŸlantılar yaygın olarak kullanılır olmuÅŸtur.
Korozyon: Jeotermal kuyularda üretim doÄŸrudan muhafaza borusundan yapıldığından muhafaza boruları korozyonun doÄŸrudan tehdidi altındadır. Üstelik jeotermal akışkanlar bol miktarda H2S ve CO2 gibi asidik ve korozif gazlar ile korozif tuzlar içermektedir. Sadece üretim akışkanı deÄŸil rezervuardan daha üst seviyelerde bulunan akiferlerdeki korozif akışkanlar çok iyi çimentolanmamış muhafaza borularını dıştan da tehdit etmektedir. Bu durum jeotermal kuyularda bilhassa üretim için kullanılan muhafaza borularını içten ve dıştan tehdit etmekte ve bu boruların korozyon direncine göre seçimini çok önemli kılmaktadır. DüÅŸük sıcaklıklarda tuzların, yüksek sıcaklıklarda da H2S ün korozyon etkisi fazla deÄŸildir. Tuzların korozyon etkisi 65-
4. Çimentolama
Petrol kuyularında muhafaza borularının bazı kısımları çimentolanmadan bırakılabilir çünkü bunlar sadece kuyu cidarını korumakla görevli olup sıcaklık deÄŸiÅŸmelerine maruz kalmazlar ve üretim tubingler içinden yapılır. Aynı zamanda korozif faktörler daha azdır. Jeotermal kuyularda ise muhafaza borularını hem yüzeye kadar tamamen çimentolamak hem de çok kaliteli, dayanıklı ve uniform bir çimento yapmak çok önemlidir. Bu, hem boru dışında saÄŸlam bir destek saÄŸlamak ve borunun ısıl gerilimlere direncini artırmak hem de dış akışkanların boru ile temasını keserek korozyon etkisini azaltmak için gereklidir. Üretim borularının dışında, bilhassa iki boru arasında çimentosuz bir cep kaldığını ve bunun su ile dolu olduÄŸunu farzedelim. Kuyu üretime geçtiÄŸi zaman bu su ısınmakta ve hacim sabit olduÄŸundan her
1. GeniÅŸ anülüslerde: En yaygın kullanılan
2. Dar anülüslerde: En yaygın kullanılan 13 3/8” OD, 68 lb/ft muhafaza boruları iç çapı ile 9 5/8” muhafaza borularının manÅŸon dış çapı arasındaki anülüs açıklığı
5. Kuyubaşı Sistemleri
Jeotermal kuyularda kuyubaşı ekipmanları da, muhafaza borularında bahsedildiÄŸi gibi, kuyu kapasitesinin verdiÄŸi ve üretim borusundan gelen tüm akışkanı hiçbir engel göstermeden üretecek ÅŸekilde dizayn edilmelidirler. Bu tür büyük çaplı kuyubaşı ve vanalar petrolde yoktur ve jeotermal kuyuların özelliklerine göre özel yapılırlar. Bir diÄŸer önemli konu da sıcaklık artışı dolayısıyla kuyubaşında muhafaza borusu uzaması ve bu yüzden yer üstünde kuyuya baÄŸlı bulunan ekipmanların yükselip alçalmasıdır. Bunu önlemek için muhafaza borusu baÅŸlığı içteki üretim borusunun bir dışındaki ara boruya monte edilmeli ve kuyubaşı sistemi bunun üzerine kurulmalıdır. Bu sistem bir muhafaza borusu baÅŸlığı, bir uzama spoolu ve bir ana vanadan oluÅŸur. İçteki üretim borusu sıcaklık dolayısayla bu uzama spoolu içinde uzar ve sıcaklıkla kuyubaşı yükselmesi önlenmiÅŸ olur. Bu kuyubaşı sistemi kuyunun çapına uygun bir çapta seçilir. Jeotermal kuyularda yaygın olarak kullanılan basınç kapasitesi ise rezervuar sıcaklığına göre 2,000-3,000 psi civarındadır. Muhafaza borularında olduÄŸu gibi kuyubaşı ekipmanının seçiminde de sıcaklık ve basınç faktörü dikkatle göz önünde tutulmalıdır, çünkü kuyu üretime geçtiÄŸi zaman kuyu başında da sıcaklık oldukça yükselmekte ve kuyubaşı ekipmanının basınç kapasitesini etkilemektedir. Åžekil 6 da kuyubaşı ekipmanının yapıldığı Karbon Çelikleri basınç kapasitelerinin yükselen sıcaklıklardan ÅŸok olmayan etkileniÅŸi verilmektedir. Åžekilde 150 ile 2500 arasında bütün ANSI standart serileri verilmiÅŸtir. Normal verilen basınç kapasiteleri oda sıcaklığı için olup -10 ile
6. SONUÇLAR
• Jeotermal formasyonlar genellikle fazla alterasyona uÄŸramış, çatlaklı ve zayıf formasyonlardır. Yüksek sıcaklığa ve negatif hidrostatik basınca sahiptirler.
• GevÅŸek üst seviyeler düÅŸük debili ve yüksek viskositeli çamurla delinmelidir.
• Bütün kaçak seviyeleri çimento tapası ile kapatılmalıdır.
• ÅžiÅŸen killi seviyeler çamura Ca maddeleri eklenerek tedavi edilmelidir.
• Kuyu eÄŸimleri kontrol edilmeli ve sert açı deÄŸiÅŸmeleri önlenmelidir.
• Rezervuar seviyeleri, sütun ağırlığını azaltıp yüzeye sirkülasyon dönüÅŸünü saÄŸlayarak kırıntıların ve sondaj sıvısının rezervuara etkilerini azaltmak için havalı su veya havalı çamur ile delinmelidir.
• Rezervuar verimini düÅŸürmemek için üretim borusu çapı iyi seçilmelidir.
• Yaygın jeotermal sahaların sıcaklıkları 200-
• Yüksek sıcaklıklı sahalarda ısıl gerilimlere karşı en uygun muhafaza borusu çelik tipi N-80 dir. Ancak N-80 H2S korozyonuna hassas olduÄŸundan aynı mekanik özelliklere sahip fakat daha yumuÅŸak ve korozyona çok daha dayanıklı L-80 tipi borular en uygun muhafaza borularıdır. Muhafaza borularında boru gövdesinden daha mukavemetli olan Buttress veya Hydrill tipi baÄŸlantılar kullanılmalıdır.
• Bütün muhafaza borularının tamamen ve kaliteli bir ÅŸekilde çimentolanması esastır. Çimento kaçağı durumunda geniÅŸ anülüslerde spagetti tüpleri kullanılarak; dar anülüslerde ise ters sirkülasyon metodu ile çimentolama tamamlanmalıdır.
• Kuyubaşı ekipmanları kuyu kapasitesinin verdiÄŸi üretimi düÅŸürmeyecek ÅŸekilde seçilmelidir. Kuyubaşı ekipmanı sıcaklık deÄŸiÅŸimi ile kuyubaşı hareketini önleyecek ÅŸekilde dizayn edilmelidir. Artan sıcaklıklar ekipmanın basınç kapasitesini azaltır, zaman da bunu hızlandırır. Kullanılacak malzeme bu durumu emniyetle karşılayacak ÅŸekilde seçilmelidir.
Åžekil 1. K-55 Ve L-80 Tipi Muhafaza Borularının Çekme Mukavemetlerinin Sıcaklıkla DeÄŸiÅŸimi
.jpg)
Åžekil 2. K-55 Tipi Muhafaza Borularının (9-5/8", 47 Ppf) Sıcaklık ve Kendi Ağırlıklarının Çekme Gücünün BirleÅŸik Etkisi Altında Çökme Mukavemetindeki Azalmaları.
.jpg)
Åžekil 3. K-55 Tipi Muhafaza Borularının (13-3/8", 72 Ppf) Sıcaklık ve Kendi Ağırlıklarının Çekme Gücünün BirleÅŸik Etkisi Altında Çökme Mukavemetindeki Azalmaları.
.jpg)
Åžekil 4. L-80 Tipi Muhafaza Borularının (9-5/8", 47 Ppf) Sıcaklık Ve Kendi Ağırlıklarının Çekme Gücünün BirleÅŸik Etkisi Altında Çökme Mukavemetindeki Azalmaları.
.jpg)
Åžekil 5. L-80 Tipi Muhafaza Borularının (13-3/8", 72 Ppf) Sıcaklık ve Kendi Ağırlıklarının Çekme Gücünün BirleÅŸik Etkisi Altında Çökme Mukavemetindeki Azalmaları.
.jpg)
Åžekil 6. Kuyubaşı Ekipmanı, Yükselen Sıcaklıklarda Basınç Kapasitesi.
Kaynakça :
Ethem TAN
Petrol Yüksek Mühendisi
Jeotermal Sondaj Danışmanı
Tags: dar anülüsler, geniş anülüsler, jeotermal sondajlar, korozyon, kuyubaşı sistemleri, muhafaza borusu tasarımı, rezervuar seviyeri, sondajda çimentolama, sondajlarda pratik uygulamalar, Üretim çapı
Ekim 23rd, 2008 at 02:43
merhaba siteniz gercekten cok güzel ben jeoloji müh. öğrencisiyim bitirme ödevim jeotermal kaynaklar bu içeriği nsl alabilirim sizden siteden alamadımda