Karbonatlar ve Kırıntılı Olmayan Kayaçların Sedimantolojisi
Kırıntılı olmayan kayaçlar genel olarak “biyokimyasal” kökenli kayaçlar olarak adlandırılmakta olup, degisik kimyasal ve biyokimyasal prosesler sonucu olusurlar. Bu kayaçların olusmasında (çok yaygın olmamakla beraber) CaCo3’ün inorganik olarak sudan direkt çökelmesinin yanında biyolojik ve biyokimyasal prosesler en belirleyici etmenlerdir. Kimyasal kökenli kayaçlar mineralojisine ve kimyasal içerigine baglı olarak altı temel gruba ayrılırlar. 1) Karbonatlar, 2) evaporitler, 3) silisli sedimanter kayaçlar (çört), 4) Demirce zengin sedimanter kayaçlar, 5) fosforitler ve 6) karbonlu sedimanter kayaçlardır. Bu gruplar içersinde karbonatlar en yaygın olarak olusan sedimanlardır ve sadece bu grup için yaygın olarak kabul gören sınıflandırmalar gelistirilmistir. Kimyasal olarak kireçtasları ve dolotasları olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Kireçtasları içerdikleri karbonat taneleri, fosillere, oolitlere veya hamur/tane oranlarına baglı olarak daha alt gruplara ayrılırlar. Evaporitler karbonatlardan sonra en yaygın grubu olustururlar. Evaporitler kimyasal içeriklerine baglı olarak karbonatlar, sülfatlar ve kloritler olmak üzere alt gruplara ayrılırlar. Çörtler, demir zengin kayaçlar, fosforitler, sülfatlar ve karbonlu kayaçlar hacimsel olarak daha az bulunmakla birlikte, ekonomik önemleri sebebi ile her zaman jeologların ilgi alanları içindedirler. Güncel ve yakın zamandaki jeolojik olaylar nedeni ile (özellikle Pleyistosen buzullasması gibi) sıg denizlerde karbonat depozisyonu pek yaygın degildir. Geçmis jeolojik dönemlerde sıg iç deniz tabanları binlerce kilometre kare alanları kaplıyacak sekilde kireçtası çökelimine maruz kalmıstır. Bunda en önemli etmen karbonatlı iskelete veya kavkıya sahip organizmaların günümüzde oldugu gibi tüm sedimanter ortamlarda bulunmaları yol açmaktadır. Dolayısıyla kireçtası çökelimi göl, deniz ve okyanuslarda olusabilmektedir. Bu kapsamda bazı faktörler vardır ki çökelecek sedimanın tipini ve kompozisyonunu belirlerler. Bunlardan en önemlileri sıcaklık, tuzluluk, derinlik ve çökelen malzemenin konsatrasyonunu ve ortamda yasayan organizmaları etkilemesi bakımından ortama gelen kırıntılı
sediman miktarıdır. Örnegin kalsite dayalı kavkı veya iskelet olusturan algler ve resif olusturan bir çok mercan türü, tropik sıcaklıklarda yasarlar. Dolayısıyla karbonat çökellerinin bir çogu kuzey yarı kürede ekvatorun 30° güneyinde ve güney yarı kürede ise 30° kuzeyinde olusurlar. Daha yüksek enlemlerde olusan karbonatlar genelde kalsitli kırmızı alg (özellikle Lithothamnium) ve molluskların egemen oldugu karbonat kum olusumlarıdır (örnegin rlanda, Norveç ve güney Avustralya açıkları). Bir çok kalsit iskeletli organizma, genelde sıg ve normal tuzluluktaki fotik zondaki (suyun gün ısıgını alan kısmı) suları tercih ederler. Bununla birlikte deniz/okayunusun derin kısımlarındaki karbonat ooz’ları fotik zonda yasayan pelajik organizmaların iskeletlerinin kalıntıları tarafından olusurlar. Denizin bir kaç kilometre (özellikle 4 km) derinlerinde karbonatların yüksek su basıncı nedeni ile erimesi sonucu kireçtası olusumu enderdir. Herseyin ötesinde karbonat depozisyonunu kontrol eden en önemli etken kıta kökenli kayaçların ortama ulasamamasıdır. Fazla kırıntılı arzı, kireçtası olusumunu etkiliyecek ve krııntılıların dominant olması sebebi ile olusan kireç seyreltik durumda kalacaktır.
Kaynakca :
Nuretdin Kaymakcı
Sedimantoloji Ders Notları
Tags: algler, çörtler, evaporitler, karbonatlar, kireçtaşları, kırıntılı olmayan kayaçların sedimantoloji, oolitler, resif oluşturan mercan, silisli sedimanter kayaçlar